Anasayfa Araştırma Grupları DEMAG Yunuslar; Denizdeki Dostlarımız
Yunuslar; Denizdeki Dostlarımız
Yazar Özgür Keşaplı Didrickson   
Cumartesi, 21 Haziran 2008 17:37

Yüzlerindeki silinmez gülümsemeleriyle yunuslar şüphesiz en sevdiğimiz, en çok hayranlık duyduğumuz hayvanların başında geliyor. Bu sevgi ve ilgimizin kaynağı belki de birçok farklı kültüre ait nice efsanede tanık olduğumuz insan yunus dostluğudur.

Bizlere oldukça yabancı bir dünyaya ait olmalarına rağmen kendimizi bu denli yakın hissettiğimiz yunuslar ne yazık ki birçok farklı tehdit yüzünden yaşam savaşı veriyor. Denizdeki dostlarımızı bu tehditlere karşı korumak ve yüzyıllardır süregelmiş dostluk hikayelerine yenilerini eklemek için gelin onları daha yakından tanıyalım.

Yunuslar ve akrabaları

Yunuslar yakın akrabaları olan balinalar ile birlikte Setase olarak adlandırılan omurgalı ordosunda yer alırlar. Günümüzde yaklaşık 86 farklı tür yunus ve balina yaşar. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hayvanı olan Mavi Balina'dan, Amazonlarda yaşayan pembe nehir yunusuna kadar pek çok ilginç türü bulunan yunus ve balinalar, kutuplardan tropiklere, okyanuslardan denizlere ve hatta bazı nehirlere kadar çok geniş bir dağılıma sahiptir.

Yunuslar Setase ordosunun Dişli Balinalar alt ordosuna dahil olan Yunusgiller ailesinde yer alırlar. Dünyada yaklaşık 34 tür yunus yaşamaktadır.

Yunusgiller ailesine ait bazı türler hayvanlar alemindeki en zeki türlerin içinde yer alır. Zekayla oyun arasındaki güçlü bağı hatırlarsak teknelerin pruva dalgalarıyla yüzen, hızın ve zerafetin eşliğinde suları yararak sıçrayan yunusların bu davranışları kimi zaman da sadece oyun için yaptıklarına inanmamız zor olmayabilir.

Denizdeki yaşama uyum

Yunuslar ve akrabaları balinalar, insanlar gibi memelidirler. Akciğerleriyle solunum yaparlar. Yavrularını doğurur ve sütle beslerler. Yunus ve balinaların atasının yaklaşık 50 milyon yıl önce yaşamış ilkel çift toynaklı bir kara hayvanı olduğuna inanılır. Bu karasal ata hızlı bir evrimle günümüzün karayla bağı olmayan deniz memelisine doğru bir evrim geçirmiştir.

Bu evrim süreci boyunca sudaki yaşama uyum sağlamak için yunus ve balinaların vücutları suyu yarmaya ve hızlı ilerlemeye uygun şekilde akışkan bir hal almış, kıllardan arınmış, burun delikleri yüzerken kolay nefes almaları için başlarının üzerine kaymıştır. Isı yalıtımı için ise derilerinin hemen altında kalın bir yağ tabakası oluşmuştur. Yaşadıkları yerin soğukluğuna göre kalınlığı değişen bu yağ tabakası aynı zamanda yedek besin deposu işlevi de görür. Yağ sudan daha hafif olduğu için yunus ve balinaların yüzerlikleri, hatta insanoğlunu şaşırtan hızları için de bu yağ tabakası büyük öneme sahiptir.

Yankı yardımıyla yön bulma

Bizler gibi karada yaşayan memeliler beslenmek, sosyal bağ kurmak gibi birçok yaşamsal etkinlik için görme duyusuna dayalı bir yaşam sürerler. Yunus ve balinalar ise güneş ışığının yok denecek kadar az olduğu derinliklerde, bulanık sularda başarıyla yaşayabilmelerini çok gelişmiş olan işitme duyularına borçludurlar.

Yunuslar diğer dişli balinalar gibi yüksek frekansta ses üretip çevrelerine yayarlar. Bu yüksek frekanslı seslerin objelerden yansıyıp geri gelen yankılarını toplayıp beyinlerinde değerlendirerek çevreleri hakkında bilgi sahibi olurlar. "Yankı yardımıyla yön bulma / Ekolokasyon" denilen bu sonar sistem sayesinde yunuslar metrelerce uzaklarındaki cisimlerin büyüklüğünü, şeklini, hızını, yerini hatta yoğunluklarını tespit edebilirler. Avlanırken ve tehlikelerden korunmak için bu olağanüstü sonar sistemlerinden yararlanan yunuslar ne yazık ki güçlü bir sonar sisteme ihtiyaç deniz kuvvetlerinin araştırmaları için deneylere maruz bırakılmışlardır.

Sudaki huzursuz uyku

Güvenle saklanılacak yerin olmadığı uçsuz bucaksız denizlerde yunuslar tehlikelerden korunarak nasıl uyuyor dersiniz? Beyinlerinin yarısını sırayla tehlikelere karşı uyanık bırakarak! Bizler derin bir uykuya dalarak çevremizde olup bitenlerden habersiz kalabilme rahatlığına sahipken yunuslar uyku sırasında bile uyanık olan beyinleri sayesinde yüzmeye, etrafı kolaçan etmeye ve çevrelerini dinlemeye devam ederler. Bizlerden farklı olarak istemli bir şekilde nefes alan yunuslar beyinlerinin bir yarısını uyanık bırakarak nefessiz kalıp ölme tehlikesinden de korunmuş olurlar.

Derinliklerde yaşam

Yunus ve balinalar zamanlarının çok azını su yüzeyinde geçirirler. Her türün dalabildiği derinlik ve o derinlikte kalış süreleri değişse de ortak özellikleri derinliklerde yaşamaya uygun fizyolojileridir. Vücutlarındaki kan miktarı birçok kara memelisinin iki katıdır. Kanlarında oksijen taşımaktan sorumlu alyuvarlar da diğer memelilere göre daha fazladır ancak ciğerlerinin büyüklüğü ve tutabildiği hava miktarı aslında kara memelilerinden pek de farklı değildir. Onları farklı kılan daha çok kanlarında ve kaslarında depoladıkları oksijen miktarı ve kan akışını vücutlarında nasıl yönlendirdikleridir. Özellikle derin dalışlarda kanın beyin gibi önemli organlar dışına akışını durdurabilirler.

Denizlerimizdeki yunuslar

Türkiye sularında 3 tür yunus ve 1 tür mutur yaşamaktadır.

AFALİNA

Tüm denizlerimizde görülen Afalinalar yunus ailesinin en çok tanınan üyesidir. Hem kıyılarda hem de açık denizlerde görülebilen Afalinaların belirgin özelliği küt ve şişeye benzer burunlarıdır. Yaklaşık 4 metreye varabilen boyları ve 600 kiloya varabilen ağırlıkları ile oldukça iri yunuslardır. Genellikle gri tonlardaki Afalinaların vücutlarının yan kısımları ile karın bölgeleri daha açık renklidir. Balık, bir tür böcek olan kril ve benzeri deniz böcekleriyle beslenirler.

Oldukça atletik olan Afalinalara sıklıkla gemilerin pruva dalgalarında gezerlerken rastlayabilirsiniz. Dünyadaki dağılımı oldukça geniş olan Afalinalara yalnızca teknelerin değil bazı büyük balina türlerinin yüzerken oluşturdukları dalgalarda da rastlanmış!

Afalinalar birbirlerini ıslıkları yardımıyla ayırt edebilirler çünkü her birinin ıslığı birbirinden farklıdır. Afalina dişileri doğum yaptığında sürekli ıslık çalarlar. Bu yolla annesinin ıslığını öğrenen yavru yunus en kalabalık grup içinde bile her zaman annesini bulabilir. Afalina yavruları 3-6 yıl boyunca annelerinden ayrılmazlar.

İşitme en gelişmiş duyuları olsa da yunuslar için görme duyuları da çok önemlidir. Afalinalar gözbebeklerinin özelliği sayesinde hem su üstünde hem de suda iyi bir görüşe sahiptir. Gözbebeklerini birbirinden bağımsız olarak odaklayabilir ve tek gözleriyle bulanık ve karanlık sualtını tararlarken diğer gözleriyle parlak ışığa bakabilirler. Afalinalar ileri, geri ve yanlar olmak üzere 180 derecelik bir açı içinde görürler. Bazı biliminsanları su yüzünde zıplayan balıkları avlarken sıklıkla karınları yukarı bakacak şekilde yüzdükleri gözlenen Afalinaların bu davranışının nedeninin yukarıyı görememeleri olduğunu düşünür.

Afalinaların normal seyir hızı saatte yaklaşık 8-11 km olduğu halde bu hızlı yüzücüler saatte yaklaşık 40 km hız yapabilirler. Nefeslerini en fazla 10 dakika tutabilen Afalinaların düzenli olarak yaklaşık 200 metreye daldıkları bilinir. Bu türe ait dalış rekoru ise bildiklerimizin çok az olduğunu kanıtlar gibidir; 535 m!

Afalinalar hayvanlar alemindeki en zeki hayvanların başında gelir. Beyin ağırlıklarının vücut ağırlıklarına oranı bile tek başına yüksek zekalarına işaret ederken, yıllarca sadece insanlara özgü sanılan alet kullanımı gibi yeteneklerinin keşfi ile de ne denli zeki olduklarını kanıtlamışlardır. Deniz tabanını sürüyerek avlanırlarken burunlarını bir tür süngerle korumayı akıl edebilen Afalinalar ayrıca aynada kendilerini tanıyarak şimdiye dek sadece bazı maymunların ve son olarak fillerin başarılı olduğu ayna testini de geçmeyi başarmış türlerden biridir.

Afalinalar çok sosyal hayvanlardır. Cinsiyete ve yaşa göre oldukça kalıcı sosyal bağlar kurabildikleri gibi gün içinde dahi değişebilen küçük sosyal gruplar içinde bulunabilirler. Afalinalar yalnızca kendi türleriyle değil insanlarla da uzun süreli sosyal bağ kurabilen canlılardır. Bunun en çarpıcı örneği ise Brezilya'nın Laguna kasabasında balıkçılar ve Afalinaların yardımlaşarak avlanmasıdır. Yaklaşık 150 yıldır sürdüğü söylenen bu ilginç avlanma yönteminde balıkçılar ve Afalinalar arasında bir tür ortak dil oluşmuştur.

TIRTAK

Tüm denizlerimizde, daha çok açıklarda görülen Tırtak, Afalinaya göre daha uzun bir buruna sahiptir. Yakından görüldüğünde vücudunun üst kısmındaki sarılıktan ve yanındaki kum saatine benzer desenden ayırt edilebilir. En fazla 2,5 metre boyunda ve 110 kilo ağırlığında olan Tırtak nefesini 7-8 dakika tutabilir ve 280 metreye kadar dalabilir. Balık ve kalamar ile beslenirler.

Tırtaklar genelde kalabalık, sosyal olarak aktif gruplar halinde görülürler. Sıçramayı, hızlı yüzmeyi seven bu türün en ilginç özelliği sesle iletişimi oldukça yoğun biçimde kullanmasıdır. Çıkardıkları sesler öylesine güçlüdür ki çok yakınlarındaki bir teknedeyseniz eğer suyun üzerinde olmanıza rağmen seslerini duyabilirsiniz!

Tırtaklar kıyılarda Afalinalar ile açıklarda ise Çizgili Yunuslar ile bir arada görülebilir.

ÇİZGİLİ YUNUS

Akdeniz ve Ege'de görülen Çizgili Yunus adından da anlaşılacağı gibi burun kısmından başlayıp göz çevresini ve sonra vücudunu baştan sona dolanan belirgin çizgiyle ayırt edilebilir. Oldukça ince, akışkan yapılı olan bu yunusun boyu 2.7 metreye, ağırlığı ise 150 kiloya kadar çıkabilir. Balık, kalamar ve deniz böcekleri ile beslenirler.

Kimi zaman yüzlerce kimi zaman ise binlerce bireyden oluşan çok büyük sosyal gruplar halinde görülürler. Fazlasıyla akrobatik bir tür olan Çizgili Yunus su yüzeyinden 7 metre yükseğe sıçrayabilir.

MUTUR

Yunuslar ile muturlar birbirine benzese de bazı önemli farklarla ayrılırlar. Muturlar yunuslardan daha küçük ve burunsuzdur. Diğer önemli bir fark ise muturların yunuslar gibi kıvrık bir sırt yüzgeci yerine üçgen bir sırt yüzgecine sahip olmalarıdır. Ayrıca diş yapıları da farklılık gösterir. Muturlar genellikle yunuslara göre daha çekingendir ve daha küçük gruplar halinde gezerler. Dünyada 6, denizlerimizde ise 1 tür mutur yaşar.

Karadeniz'de, Marmara'da ve nadiren Kuzey Ege sularında görülen Mutur koyu sırtı ve açık alt kısımları ile tanınabilir. En fazla 1.9 metre boyunda ve 65 kilo ağırlarında olan Mutur nefesini 6 dakika tutabilir. Kıyıya yakın yaşadıkları halde çekingen oldukları için su yüzeyinde pek görülmeseler de hapşırığa benzeyen güçlü nefes verişleriyle kendilerini belli ederler. Balıkla ve ara sıra kalamar, krill ve benzeri deniz böcekleriyle beslenir.

Tehditler

Tüm dünyada olduğu gibi bizim sularımızda da yunus ve balinalar yaşamalanı kaybı, kirlilik, ses kirliliği, deniz trafiği, iklim değişikliği, balıkçı ağlarına takılma ve kasti öldürme gibi tehditlerle karşı karşıyalar.

Ancak ne yazık ki bizim sularımızda yaşayan deniz memelileri, Akdeniz ve özellikle Karadeniz'in kapalı, yarı kapalı konumu, özellikle kıyı alanlarındaki insan yoğunluğu ve faaliyetleri yüzünden bu tehditleri oldukça ciddi bir şekilde yaşıyorlar. Dünyadaki ticari deniz taşımacılığının %15 ‘i ile gemilerle taşınan petrolün % 30'u Akdeniz'den geçiyor. Ayrıca çok büyük miktarda şehirsel atığın arıtma işlemi görmeden bu denizimize döküldüğü biliniyor. Açık denizlerle çok sınırlı bağı olan Karadeniz ise dünyanın en kirli denizlerinden biri. Avrupa'nın yaklaşık 3/1'i tüm atıklarla birlikte Karadeniz'e dökülüyor.

Yunus ve balinalar besin zincirinin üstünde yer aldıkları için biyolojik birikme sonucu kirlilikten ciddi şekilde zarar görüyorlar. Uzun ömürlü canlılar olmaları da bu olumsuz etkiyi çoğaltıyor. Kirleticilerin yunus ve balinaların üreme ve bağışıklık sistemine uzun süreli zarar verdikleri birçok araştırmayla kanıtlanmış.

Akdeniz ve Karadeniz'in sularının yenilenmesi sınırlı denizler olması, küresel ısınmanın deniz sıcaklığını, tuzluluğunu ve kimyasalların ve besinlerin hassas dengesini değiştirerek yarattığı tehdidin de sularımızda daha ciddi boyutlara ulaşabileceğine işaret ediyor.

Tüm bu tehditler ve bu tehditlerin bir araya gelerek yarattığı olumsuzluklar denizlerimizdeki türlerin devamı için ciddi bir risk oluşturuyor. Ancak kıyı türleri ve açık deniz türleri için tehditlerin yarattığı risk derecesi farklılık gösterebiliyor. Örneğin Afalina ve Mutur, kasti öldürme, kirlilik gibi kıyılarda yoğunlaşan tehditlerden daha çok etkilenirken daha çok açık denizlerde görülen Tırtak ve Çizgili Yunus balıkçı ağlarına takılarak boğulma, kirlilik, avlarının azalması, iklimsel değişim, rahatsız edilmeleri gibi tehditlere karşı daha hassas durumda.

Bu tehditlerin yanısıra Afalinalar ne yazık ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de gösteri havuzları endüstrisi yüzünden de tehdit altındalar.

Siz ne yapabilirsiniz?

Sizler de bu güzel hayvanları korumak için öncelikle bu bilgileri arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Yunus yılı olan 2007'de yunusların sorunlarıyla ilgili dikkat çekici ödevler, sunuşlar hazırlayabilirsiniz.

Denizlerde rastladığınız, kıyıya vurmuş olarak bulduğunuz yunusların fotoğraflarını çekip gözleminizle ilgili detaylı bilgilerle birlikte Sualtı Araştırmaları Derneği Deniz Memelileri Araştırma Grubu'na (SAD-DEMAG) gönderebilirsiniz. Kıyıya canlı olarak vurmuş yunusları ise en kısa sürede SAD-DEMAG 'a bildirerek denize dönmelerine yardımcı olabilirsiniz.

Denizlerimizdeki yunus ve balinalar temiz denizlerde özgürce yüzebilmek için desteğinizi bekliyor!

Özgür Keşaplı Didrickson
SAD-DEMAG
Y. Sancak Mah. Tiflis Cad. 54/2
Çankaya, Ankara
Tel: 0312 440 3520
E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız / Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

KAYNAKLAR

C. Connor R. & M.Peterson. D. 1994. The lives of Whales & Dolphins. American Museum of Natural History.

Güçlüsoy, H. 2006. Türkiye Denizlerindeki Deniz Memelileri: Siz Neler Yapabilirsiniz? SAD - DEMAG Rapor Serisi 1, İzmir.

Heyning, John E.1995. Masters of the Ocean Realm: Whales, Dolphins and Porpoises. University of Washington press.

Money, J. (1998). Captive Cetaceans: A Handbook for Campaigners. A Whale& Dolphin Conservation Society document.

Reeves, R.R., Smith, B.D., Crespo, E.A. and Notarbartolo di Sciara, G. 2003. Dolphins, whales and porpoises: 2002-2010 conservation action plan for the world's cetaceans. IUCN/SSC Cetacean Specialist Group. IUCN, Gland, Switzerland.

www.accobams.org

www.acsonline.org

www.wdcs.org

Bu yazının kısaltılmış hali " Denizdeki mavi gülümsemenin adı:Yunuslar" başlığıyla Çoluk Çocuk dergisinin Eylül 2007 sayısında yer almıştır.