|
Yüzlerindeki silinmez
gülümsemeleriyle yunuslar şüphesiz en sevdiğimiz, en çok hayranlık duyduğumuz
hayvanların başında geliyor. Bu sevgi ve ilgimizin kaynağı belki de birçok
farklı kültüre ait nice efsanede tanık olduğumuz insan yunus dostluğudur.
Bizlere oldukça
yabancı bir dünyaya ait olmalarına rağmen kendimizi bu denli yakın hissettiğimiz
yunuslar ne yazık ki birçok farklı tehdit yüzünden yaşam savaşı veriyor.
Denizdeki dostlarımızı bu tehditlere karşı korumak ve yüzyıllardır süregelmiş
dostluk hikayelerine yenilerini eklemek için gelin onları daha yakından
tanıyalım.
Yunuslar ve akrabaları
Yunuslar yakın
akrabaları olan balinalar ile birlikte Setase olarak adlandırılan omurgalı
ordosunda yer alırlar. Günümüzde yaklaşık 86 farklı tür yunus ve balina yaşar.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hayvanı olan Mavi Balina'dan, Amazonlarda
yaşayan pembe nehir yunusuna kadar pek çok ilginç türü bulunan yunus ve
balinalar, kutuplardan tropiklere, okyanuslardan denizlere ve hatta bazı
nehirlere kadar çok geniş bir dağılıma sahiptir.
Yunuslar Setase
ordosunun Dişli Balinalar alt ordosuna dahil olan Yunusgiller ailesinde yer
alırlar. Dünyada yaklaşık 34 tür yunus yaşamaktadır.
Yunusgiller ailesine
ait bazı türler hayvanlar alemindeki en zeki türlerin içinde yer alır. Zekayla
oyun arasındaki güçlü bağı hatırlarsak teknelerin pruva dalgalarıyla yüzen,
hızın ve zerafetin eşliğinde suları yararak sıçrayan yunusların bu davranışları
kimi zaman da sadece oyun için yaptıklarına inanmamız zor olmayabilir.
Denizdeki yaşama uyum
Yunuslar ve
akrabaları balinalar, insanlar gibi memelidirler. Akciğerleriyle solunum
yaparlar. Yavrularını doğurur ve sütle beslerler. Yunus ve balinaların atasının
yaklaşık 50 milyon yıl önce yaşamış ilkel çift toynaklı bir kara hayvanı
olduğuna inanılır. Bu karasal ata hızlı bir evrimle günümüzün karayla bağı
olmayan deniz memelisine doğru bir evrim geçirmiştir.
Bu evrim süreci
boyunca sudaki yaşama uyum sağlamak için yunus ve balinaların vücutları suyu
yarmaya ve hızlı ilerlemeye uygun şekilde akışkan bir hal almış, kıllardan
arınmış, burun delikleri yüzerken kolay nefes almaları için başlarının üzerine
kaymıştır. Isı yalıtımı için ise derilerinin hemen altında kalın bir yağ
tabakası oluşmuştur. Yaşadıkları yerin soğukluğuna göre kalınlığı değişen bu
yağ tabakası aynı zamanda yedek besin deposu işlevi de görür. Yağ sudan daha
hafif olduğu için yunus ve balinaların yüzerlikleri, hatta insanoğlunu şaşırtan
hızları için de bu yağ tabakası büyük öneme sahiptir.
Yankı yardımıyla yön bulma
Bizler gibi karada
yaşayan memeliler beslenmek, sosyal bağ kurmak gibi birçok yaşamsal etkinlik
için görme duyusuna dayalı bir yaşam sürerler. Yunus ve balinalar ise güneş
ışığının yok denecek kadar az olduğu derinliklerde, bulanık sularda başarıyla
yaşayabilmelerini çok gelişmiş olan işitme duyularına borçludurlar.
Yunuslar diğer dişli
balinalar gibi yüksek frekansta ses üretip çevrelerine yayarlar. Bu yüksek
frekanslı seslerin objelerden yansıyıp geri gelen yankılarını toplayıp
beyinlerinde değerlendirerek çevreleri hakkında bilgi sahibi olurlar. "Yankı yardımıyla yön bulma / Ekolokasyon" denilen bu sonar sistem
sayesinde yunuslar metrelerce uzaklarındaki cisimlerin büyüklüğünü, şeklini,
hızını, yerini hatta yoğunluklarını tespit edebilirler. Avlanırken ve
tehlikelerden korunmak için bu olağanüstü sonar sistemlerinden yararlanan
yunuslar ne yazık ki güçlü bir sonar sisteme ihtiyaç deniz kuvvetlerinin
araştırmaları için deneylere maruz bırakılmışlardır.
Sudaki huzursuz uyku
Güvenle saklanılacak
yerin olmadığı uçsuz bucaksız denizlerde yunuslar tehlikelerden korunarak nasıl
uyuyor dersiniz? Beyinlerinin yarısını sırayla tehlikelere karşı uyanık
bırakarak! Bizler derin bir uykuya dalarak çevremizde olup bitenlerden habersiz
kalabilme rahatlığına sahipken yunuslar uyku sırasında bile uyanık olan
beyinleri sayesinde yüzmeye, etrafı kolaçan etmeye ve çevrelerini dinlemeye
devam ederler. Bizlerden farklı olarak istemli bir şekilde nefes alan yunuslar
beyinlerinin bir yarısını uyanık bırakarak nefessiz kalıp ölme tehlikesinden de
korunmuş olurlar.
Derinliklerde yaşam
Yunus ve
balinalar zamanlarının çok azını su yüzeyinde geçirirler. Her türün dalabildiği
derinlik ve o derinlikte kalış süreleri değişse de ortak özellikleri
derinliklerde yaşamaya uygun fizyolojileridir. Vücutlarındaki kan miktarı
birçok kara memelisinin iki katıdır. Kanlarında oksijen taşımaktan sorumlu
alyuvarlar da diğer memelilere göre daha fazladır ancak ciğerlerinin büyüklüğü
ve tutabildiği hava miktarı aslında kara memelilerinden pek de farklı değildir.
Onları farklı kılan daha çok kanlarında ve kaslarında depoladıkları oksijen miktarı
ve kan akışını vücutlarında nasıl yönlendirdikleridir. Özellikle derin
dalışlarda kanın beyin gibi önemli organlar dışına akışını durdurabilirler.
Denizlerimizdeki yunuslar
Türkiye sularında 3
tür yunus ve 1 tür mutur yaşamaktadır.
AFALİNA
Tüm denizlerimizde
görülen Afalinalar yunus ailesinin en çok tanınan üyesidir. Hem kıyılarda hem
de açık denizlerde görülebilen Afalinaların belirgin özelliği küt ve şişeye
benzer burunlarıdır. Yaklaşık 4 metreye varabilen boyları ve 600 kiloya
varabilen ağırlıkları ile oldukça iri yunuslardır. Genellikle gri tonlardaki
Afalinaların vücutlarının yan kısımları ile karın bölgeleri daha açık
renklidir. Balık, bir tür böcek olan kril ve benzeri deniz böcekleriyle
beslenirler.
Oldukça atletik olan
Afalinalara sıklıkla gemilerin pruva dalgalarında gezerlerken
rastlayabilirsiniz. Dünyadaki dağılımı oldukça geniş olan Afalinalara yalnızca
teknelerin değil bazı büyük balina türlerinin yüzerken oluşturdukları
dalgalarda da rastlanmış!
Afalinalar
birbirlerini ıslıkları yardımıyla ayırt edebilirler çünkü her birinin ıslığı
birbirinden farklıdır. Afalina dişileri doğum yaptığında sürekli ıslık
çalarlar. Bu yolla annesinin ıslığını öğrenen yavru yunus en kalabalık grup
içinde bile her zaman annesini bulabilir. Afalina yavruları 3-6 yıl boyunca
annelerinden ayrılmazlar.
İşitme en gelişmiş
duyuları olsa da yunuslar için görme duyuları da çok önemlidir. Afalinalar
gözbebeklerinin özelliği sayesinde hem su üstünde hem de suda iyi bir görüşe
sahiptir. Gözbebeklerini birbirinden bağımsız olarak odaklayabilir ve tek
gözleriyle bulanık ve karanlık sualtını tararlarken diğer gözleriyle parlak
ışığa bakabilirler. Afalinalar ileri, geri ve yanlar olmak üzere 180 derecelik
bir açı içinde görürler. Bazı biliminsanları su yüzünde zıplayan balıkları
avlarken sıklıkla karınları yukarı bakacak şekilde yüzdükleri gözlenen
Afalinaların bu davranışının nedeninin yukarıyı görememeleri olduğunu düşünür.
Afalinaların normal
seyir hızı saatte yaklaşık 8-11 km olduğu halde bu hızlı yüzücüler saatte yaklaşık
40 km hız yapabilirler. Nefeslerini en fazla 10 dakika tutabilen Afalinaların
düzenli olarak yaklaşık 200 metreye daldıkları bilinir. Bu türe ait dalış
rekoru ise bildiklerimizin çok az olduğunu kanıtlar gibidir; 535 m!
Afalinalar hayvanlar
alemindeki en zeki hayvanların başında gelir. Beyin ağırlıklarının vücut
ağırlıklarına oranı bile tek başına yüksek zekalarına işaret ederken, yıllarca
sadece insanlara özgü sanılan alet kullanımı gibi yeteneklerinin keşfi ile de
ne denli zeki olduklarını kanıtlamışlardır.
Deniz tabanını sürüyerek avlanırlarken burunlarını bir tür süngerle
korumayı akıl edebilen Afalinalar ayrıca aynada kendilerini tanıyarak şimdiye
dek sadece bazı maymunların ve son olarak fillerin başarılı olduğu ayna testini
de geçmeyi başarmış türlerden biridir.
Afalinalar çok sosyal
hayvanlardır. Cinsiyete ve yaşa göre oldukça kalıcı sosyal bağlar
kurabildikleri gibi gün içinde dahi değişebilen küçük sosyal gruplar içinde
bulunabilirler. Afalinalar yalnızca kendi türleriyle değil insanlarla da uzun
süreli sosyal bağ kurabilen canlılardır. Bunun en çarpıcı örneği ise
Brezilya'nın Laguna kasabasında balıkçılar ve Afalinaların yardımlaşarak
avlanmasıdır. Yaklaşık 150 yıldır sürdüğü söylenen bu ilginç avlanma yönteminde
balıkçılar ve Afalinalar arasında bir tür ortak dil oluşmuştur.
TIRTAK
Tüm denizlerimizde,
daha çok açıklarda görülen Tırtak, Afalinaya göre daha uzun bir buruna
sahiptir. Yakından görüldüğünde vücudunun üst kısmındaki sarılıktan ve
yanındaki kum saatine benzer desenden ayırt edilebilir. En fazla 2,5 metre
boyunda ve 110 kilo ağırlığında olan Tırtak nefesini 7-8 dakika tutabilir ve
280 metreye kadar dalabilir. Balık ve kalamar ile beslenirler.
Tırtaklar genelde
kalabalık, sosyal olarak aktif gruplar halinde görülürler. Sıçramayı, hızlı
yüzmeyi seven bu türün en ilginç özelliği sesle iletişimi oldukça yoğun biçimde
kullanmasıdır. Çıkardıkları sesler öylesine güçlüdür ki çok yakınlarındaki bir
teknedeyseniz eğer suyun üzerinde olmanıza rağmen seslerini duyabilirsiniz!
Tırtaklar kıyılarda
Afalinalar ile açıklarda ise Çizgili Yunuslar ile bir arada görülebilir.
ÇİZGİLİ YUNUS
Akdeniz ve Ege'de
görülen Çizgili Yunus adından da anlaşılacağı gibi burun kısmından başlayıp göz
çevresini ve sonra vücudunu baştan sona dolanan belirgin çizgiyle ayırt
edilebilir. Oldukça ince, akışkan yapılı olan bu yunusun boyu 2.7 metreye,
ağırlığı ise 150 kiloya kadar çıkabilir. Balık, kalamar ve deniz böcekleri ile
beslenirler.
Kimi zaman yüzlerce
kimi zaman ise binlerce bireyden oluşan çok büyük sosyal gruplar halinde
görülürler. Fazlasıyla akrobatik bir tür olan Çizgili Yunus su yüzeyinden 7
metre yükseğe sıçrayabilir.
MUTUR
Yunuslar ile muturlar
birbirine benzese de bazı önemli farklarla ayrılırlar. Muturlar yunuslardan
daha küçük ve burunsuzdur. Diğer önemli bir fark ise muturların yunuslar gibi
kıvrık bir sırt yüzgeci yerine üçgen bir sırt yüzgecine sahip olmalarıdır.
Ayrıca diş yapıları da farklılık gösterir. Muturlar genellikle yunuslara göre
daha çekingendir ve daha küçük gruplar halinde gezerler. Dünyada 6,
denizlerimizde ise 1 tür mutur yaşar.
Karadeniz'de,
Marmara'da ve nadiren Kuzey Ege sularında görülen Mutur koyu sırtı ve açık alt
kısımları ile tanınabilir. En fazla 1.9 metre boyunda ve 65 kilo ağırlarında
olan Mutur nefesini 6 dakika tutabilir. Kıyıya yakın yaşadıkları halde çekingen
oldukları için su yüzeyinde pek görülmeseler de hapşırığa benzeyen güçlü nefes
verişleriyle kendilerini belli ederler. Balıkla ve ara sıra kalamar, krill ve benzeri deniz böcekleriyle beslenir.
Tehditler
Tüm dünyada
olduğu gibi bizim sularımızda da yunus ve balinalar yaşamalanı kaybı, kirlilik,
ses kirliliği, deniz trafiği, iklim değişikliği, balıkçı ağlarına takılma ve
kasti öldürme gibi tehditlerle karşı karşıyalar.
Ancak ne
yazık ki bizim sularımızda yaşayan deniz memelileri, Akdeniz ve özellikle
Karadeniz'in kapalı, yarı kapalı konumu, özellikle kıyı alanlarındaki insan
yoğunluğu ve faaliyetleri yüzünden bu tehditleri oldukça ciddi bir şekilde
yaşıyorlar. Dünyadaki ticari deniz taşımacılığının %15 ‘i ile gemilerle
taşınan petrolün % 30'u Akdeniz'den geçiyor. Ayrıca çok büyük
miktarda şehirsel atığın arıtma işlemi görmeden bu denizimize döküldüğü
biliniyor. Açık denizlerle çok
sınırlı bağı olan Karadeniz ise dünyanın en kirli
denizlerinden biri. Avrupa'nın
yaklaşık 3/1'i tüm atıklarla birlikte Karadeniz'e dökülüyor.
Yunus ve balinalar
besin zincirinin üstünde yer aldıkları için biyolojik birikme
sonucu kirlilikten ciddi şekilde zarar görüyorlar. Uzun ömürlü canlılar
olmaları da bu olumsuz etkiyi çoğaltıyor. Kirleticilerin
yunus ve balinaların üreme ve bağışıklık sistemine uzun süreli zarar verdikleri
birçok araştırmayla kanıtlanmış.
Akdeniz ve
Karadeniz'in sularının yenilenmesi sınırlı denizler olması, küresel ısınmanın
deniz sıcaklığını, tuzluluğunu ve kimyasalların ve besinlerin hassas dengesini
değiştirerek yarattığı tehdidin de sularımızda daha ciddi boyutlara
ulaşabileceğine işaret ediyor.
Tüm bu tehditler ve
bu tehditlerin bir araya gelerek yarattığı olumsuzluklar denizlerimizdeki
türlerin devamı için ciddi bir risk oluşturuyor. Ancak kıyı türleri ve açık
deniz türleri için tehditlerin yarattığı risk derecesi farklılık
gösterebiliyor. Örneğin Afalina ve Mutur, kasti öldürme, kirlilik gibi
kıyılarda yoğunlaşan tehditlerden daha çok etkilenirken daha çok açık
denizlerde görülen Tırtak ve Çizgili Yunus balıkçı ağlarına takılarak boğulma,
kirlilik, avlarının azalması, iklimsel değişim, rahatsız edilmeleri gibi
tehditlere karşı daha hassas durumda.
Bu tehditlerin
yanısıra Afalinalar ne yazık ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de gösteri
havuzları endüstrisi yüzünden de tehdit altındalar.
Siz ne
yapabilirsiniz?
Sizler de bu güzel
hayvanları korumak için öncelikle bu bilgileri arkadaşlarınızla
paylaşabilirsiniz. Yunus yılı olan 2007'de yunusların sorunlarıyla ilgili
dikkat çekici ödevler, sunuşlar hazırlayabilirsiniz.
Denizlerde
rastladığınız, kıyıya vurmuş olarak bulduğunuz yunusların fotoğraflarını çekip
gözleminizle ilgili detaylı bilgilerle birlikte Sualtı Araştırmaları Derneği
Deniz Memelileri Araştırma Grubu'na (SAD-DEMAG) gönderebilirsiniz. Kıyıya canlı
olarak vurmuş yunusları ise en kısa sürede SAD-DEMAG 'a bildirerek denize
dönmelerine yardımcı olabilirsiniz.
Denizlerimizdeki
yunus ve balinalar temiz denizlerde özgürce yüzebilmek için desteğinizi bekliyor!
Özgür Keşaplı
Didrickson
SAD-DEMAG
Y. Sancak Mah. Tiflis
Cad. 54/2
Çankaya, Ankara
Tel: 0312 440 3520
E-posta:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
/
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
KAYNAKLAR
C. Connor R. &
M.Peterson. D. 1994. The lives of Whales & Dolphins. American Museum of
Natural History.
Güçlüsoy, H. 2006.
Türkiye Denizlerindeki Deniz Memelileri: Siz Neler Yapabilirsiniz? SAD - DEMAG
Rapor Serisi 1, İzmir.
Heyning, John E.1995.
Masters of the Ocean Realm: Whales, Dolphins and Porpoises. University of
Washington press.
Money, J. (1998).
Captive Cetaceans: A Handbook for Campaigners. A Whale& Dolphin
Conservation Society document.
Reeves, R.R., Smith, B.D., Crespo, E.A. and Notarbartolo di Sciara, G.
2003. Dolphins, whales and porpoises: 2002-2010 conservation action plan for
the world's cetaceans. IUCN/SSC Cetacean Specialist Group. IUCN, Gland,
Switzerland.
www.accobams.org
www.acsonline.org
www.wdcs.org
Bu yazının kısaltılmış hali "
Denizdeki mavi gülümsemenin adı:Yunuslar" başlığıyla Çoluk Çocuk dergisinin
Eylül 2007 sayısında yer almıştır.
|