Geçmişi Belgelemek Geleceği Korumak
SUALTI ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ
Anasayfa
SAD Hakkında
Üyelik
Araştırma Grupları
Haberler
Bağlantılar
İletişim
Dosya Gönder/Al
SAD Foto Galeri
SAD Üye Girişi
Anasayfa arrow Haberler arrow Sahil Keşif Seferi Tamamlanıyor
Sahil Keşif Seferi Tamamlanıyor E-posta
Yazar Haluk Camuşçuoğlu   
Perşembe, 23 Ağustos 2007

Sahil Keşif Antakya’nın Samandağ sahillerinden başlayan 3500 km’lik deniz kanosu ile gerçekleştirilen sefer İstanbul’un tarihi Samatya surlarının mendireği içinde 24 Ağustos cuma günü 15.00’de son buluyor....

"Royal Geographical Society" üyelerinden Jason Hayward-Jones' ile SAD üyelerinin oluşturduğu ekip, 3500 km.lik, Antakya - İstanbul arasında saptanmış rotayı tamamen kürek çekerek tamamladılar. Bu rota boyunca çevresel gözlemler yapılarak, kıyılardaki il ve ilçe merkezlerinde gerçekleştirilecek etkinlikler ile, deniz ve kıyı alanlarını tehdit eden çevresel sorunlara dikkat çekildi. Türkiye'nin kıyı ve denizlerindeki kültürel, ekolojik zenginliği belgelemek ve toplumsal hassasiyeti artırmayı hedefleyen Sahilkeşif ekibi, 9 Mayıs da Antakya Samandağ'dan deniz kanolarıyla İstanbul'a doğru yola çıktı. Zenginlikleri yeniden keşfedenler, aynı zamanda Akdeniz ve Ege sahilleri boyunca insan faaliyetlerinin çevre üzerinde oluşturduğu baskıyı da gözlemleyerek insan-çevre ilişkisi üzerine irdelemeler yapmaktadır."Dayanmak, Bilgilendirmek, Esin Vermek" sloganıyla rotalarında ilerleyen ekip, bu zorlu yolculuğunda insanoğlunun fiziksel dayanıklılığını ortaya koymakla yetinmeyip, bazı kıyı beldelerinde halkla ilişkiler kurup yerel bilgi topladılar. Türkiye'nin 3.500 kilometrelik Akdeniz-Ege sahillerini ilk defa deniz kanosuyla kat eden ekibin bir diğer hedefi ise, doğa sporları ve bilinci üzerine faaliyetlerle ilgili esin vermektir. Kıyısal ve denizel çevre ile ilgili konulara dikkat çekebilmek için çeşitli faaliyetlere de katılan gezginler, bu seferi 24 Ağustos 2007 Cuma günü saat 15.00 de İstanbul Samatya sahilindeki surların önünde koruma mendireği içinde tamamlamış olacaklar.
Günümüzde, iklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, plansız yapılaşma ve gelişen teknolojinin dünyamıza olumsuz etkileri nedeniyle, çevre ve doğamız her geçen gün artan bir şekilde kirlenmekte, çevre dengesi bozulmaktadır. Bu olumsuz süreçte toplumu oluşturan bireyler ve kurumlar olarak bizlerin de katkısı var. Bu konuda yapılması gerekenler önce bireysel sorumlulukla başlıyor. Bireysel sorumluluklarımızı yerine getirirsek kurumsal sorumluluklarımız konusunda beklentileri karşılayabiliriz. İşte bu sorumluluk bilinciyle, bu olumsuz sürece kamuoyunun dikkatini çekmek için; Akdeniz, Ege ve Marmara sahilleri ilk kez kano ile denizden kat edildi. Projeye "Sahil Keşif Seferi" adı verildi. Yaklaşık 3500 km.lik, Antakya - İstanbul arasında saptanmış rota boyunca tamamen kürek çekilerek yapıldı "Sahil Keşif Seferi" süresince, çevresel gözlemler de yapıldı ve etkinliklerle kamuoyu ile paylaşıldı. "Sahil Keşif Seferi", Birleşmiş Milletler tarafından AB'nin de içinde olduğu 9 Akdeniz ülkesinde yürütülen ve Türkiye ayağını SAD tarafından gerçekleştirilmekte olan "Kıyı Alanları Bilinçlendirme Projesi" ile paralel yürütülmektedir. Sahil Keşif Seferi sıcaklığın 40oC'yi aştığı yaz aylarında bu mesafenin kürekle kat edilmiş olması nedeni ile yüksek bir fiziksel zorluğu da içinde barındırıyor. Ortak bir amaç için bir araya gelen çok uluslu proje ekibinin amaçlarından birisi de; proje sonunda edinilecek olan gözlem, deneyim ve bilgilerin bir kitap ve bir belgesel halinde yayınlanması. Antakya'dan İstanbul'a uzanan bu kıyılar 7500 yıldan fazla bir süredir Asya ve Avrupa arasındaki uygarlıkların geçiş yolu olmuş ve sayısız fetihlere tanıklık etmiştir. Neredeyse her koyda, her körfezde önemli tarihi olaylar gerçekleşmiş ve bunlar günümüz uygarlığının oluşmasında etkili olmuştur. Örneğin, sefer esnasında geçilecek olan küçük bir nokta Marco Polo'nun Asya toprağına ilk ayak bastığı yer olması gibi bir önem taşımaktadır. Sahil şeridinin önemli bir kesiminin halen bakir kalmış olmasına rağmen, yoğun turizm baskısı, kıyı yapılaşması, bakir kıyılara yeni yolların açılması gibi nedenlerle kıyılarımız tehdit altındadır. Sahil kesimlerindeki doğal hayat da bundan nasibini almış, Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları, Ada martısı, Orfoz ve tepeli karabatak gibi nesli azalan canlıların yaşam alanları azalmaya veya kalitesi düşmeye başlamıştır. Bu amaçla proje süresince sürekli olarak Akdeniz foku gözlemleri de yapılmış ve gözlemler kayıtlara geçmiştir. Ayrıca binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip ve çok zengin medeniyetlere kucak açmış Anadolu'nun Ege ve Akdeniz kıyıları kültürel anlamda da en az doğal değerler kadar önemlidir. Ne yazık ki kıyılardaki betonlaşma ve plansız gidişat ekolojik varlıklar kadar tarihi ve kültürel varlıklarımızı da silerek yok etmeye neden olabilmektedir. Sahil yaşamının mutlak biçimde turizme bağlı olduğu düşünüldüğünde hiçbir koruma ve kısıtlama olmaksızın doğaya verilen bu zararların nereye kadar devam edebileceği konusunda kamuoyunun düşünmeye yönlendirilmesi gerekmektedir. Kıyı alanlarının gelecek kuşaklara aktarılması birçok açıdan ülkemizin menfaatinedir. Bu yolla doğal ve tarihi değerlerimiz korunmuş olacak hem de bu eşsiz güzellikleri görmek tanımak isteyen milyonlarca turistin beklentileri yok edilmemiş olacak. Binlerce yıl boyunca insanlık gelişimine, tarihe tanıklık etmiş, zengin bir doğal ekolojiye ev sahipliği yapmış bu coğrafyanın, Doğu Akdeniz'in bu hazinesinin yok olmaması ve bunu durdurmak için neler yapılması gerektiği konusuna dikkatle eğilinmelidir. İşte tamamen kürek gücü ile gerçekleştirilen ve büyük bir emekle ortaya konulmuş Seferin yapılması için desteklerini esirgemeyen birçok kuruluşa teşekkürlerimizi sunarız:
  • İngiltere Büyükelçiliği
  • Setur Marinaları
  • Prijon Kayak
  • Alternatif Turizm
  • Mares Otelleri

 

 
< Önceki   Sonraki >

Site Haritası
Kıyı Günü
Sualtı Sanal Müzesi

Sahil Keşif
www.sahilkesif.org