|
Hafta başından beri dalışa yasak bölgedeyiz.
Buluntularımız, 3 maske biri çin malı, ortası erimiş 5 ytl, bir de demir profiller. Bu çalışma sonrasında karar verdik, dalışa yasak bölgelerde arkeolojik ya da dalış tarihine dair hiçbi buluntu yok, yasak bölge bittiğinde ise kırık da olsa amforalar, taş çapalar başlıyor. Projenin başından beri yasak bölgelerdeki hem tarihi hem de ekolojik açıdan çoraklığı şaşkınlıkla izliyoruz.
Geniş dalışa yasak bölgelerde scooter ve DPV dalışları yapıyoruz. Tarama zamanımızı azaltıp, mesafeyi oldukça arttırıyor. Tabi bize getirdiği şarj yükü de cabası. Uzun bakımlardan sonra ancak 1 dalış için uygun çalışma koşulları oluşabiliyor.
Bir güzel haber de TEKNOG'dan: ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünden Devrim Tezcan ve Hasan Örek'in de gelişiyle Teknog ekibi Süha'nın da katılımıyla tekrar denizde. 2003'te Prof. Dr. Serdar Bayari ile beraber başarıyla bitiridiğimiz Tübitak projemizde kullandığımız, Kaş'a her gelişimizde mutlaka ziyaret ettiğimiz Berkay teknesi yani Yılmaz Kaptanla beraber araştırmalara devam ediyorlar.
Biz nasılız diye sorarsanız, tam anlamıyla bitmiş tükenmiş durumdayız. Akşam saatlerinde yediğimiz sert hava bizi daha da bitkin hale getiriyor, hele tam o anlarda bir köşede Tübitak raporunu yazmaya çalışmak, "ne yapıyorum ben:" sorusunu tekrar aklıma getirmedi değil.
Ama denizdeyiz, bundan daha önemlisi yok sanırım. Hergün aynı kıyafetle, yıkanmadan, düşünmeden, saç baş dağınık yaşıyoruz. Sabah 6'da kalksak, gece saat 1.00'e kadar çalışsak da, denizde olduğumuzdan dolayı mutluyuz.
Ve bu haftasonu Türkiyenin ünlü sualtı görüntüleme ekipleri bizimle, bizden duymuş olmayın ama Kalkan'ın sac batıklarına bakmayı planlıyoruz.
Tabi hava şartları izin verirse...
|